İnfertilite

Kısırlığın %35’inde hem kadın hem erkek faktörünün beraber olduğu saptanmıştır.


İnfertilite, bir yıl süresince herhangi bir kontrasepsiyon yöntemi kullanmadan, düzenli cinsel ilişkiye rağmen, gebe kalamama olarak tanımlanmaktadır.


Daha önce hiç gebelik olmamışsa primer infertilite, daha önce canlı doğumla sonuçlansın veya sonuçlanmasın en az bir gebelik olmuş ancak üzerinden bir yıl geçmesine rağmen gebe kalınamamışsa sekonder infertiliteden söz edilir.


Değişen sosyoekonomik şartlar, evlenme yaşının gecikmesi, doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması, gebeliğin ertelenmesi, cinsel yolla bulaşan hastalıkların artması nedeniyle infertilite insidansı giderek artmaktadır.


İlk 6 ay içerisinde sorunsuz çiftler için gebe kalabilme %50-60, bir yıl için ise % 80-85’dir. Buna göre sağlıklı çiftlerin düzenli cinsel ilişkide bulunmaları ile %90’ının 12 ayda gebe kalması gerektiği düşünülmektedir.


İnfertilite reprodüktif çağdaki çiftlerin %10-15’inde görülür. İnfertilitenin görülme sıklığı yaşla birlikte değişmektedir. Genç kadınlarda ovulasyon bozukluğu, ileri yaşlarda açıklanamayan infertilite daha sıktır. Nedenlerine bakıldığında toplumlar arasında farklılıklar görülür.

İnfertil çiftlerin %35’inde hem kadın hem erkek faktörünün beraber olduğu saptanmıştır.


%15’inde ovulatuar

%35’inde tuboperitoneal

%35’inde erkek faktörü

%10’unda açıklanamayan infertilite

Antalya Dr. Halil ILGIN Kadın Doğum Uzmanı için arayabilirsiniz. 

☎️ 0 505 807 18 02


Açıklanamayan infertilite diğer nedenlerin dışlanmasıyla konulan bir tanıdır ve üreme sağlığı kliniklerinde araştırılan olguların % 25’inden fazlası bu tanıyı alır. Klinikte infertil çiftlerin %5 ile %37’si açıklanamayan infertilite grubuna girer (4). İnfertilitede kadınının yaşı önemlidir. 30’lu yaşların sonlarında olan kadınlarda, infertilite görülme oranı %25’e ulaşırken, 40 yaşından sonra fertilitede azalma daha da hızlı olur.


Son yıllarda infertilite etyolojisinde çevresel çok sayıda ajan özellikle de çeşitli kimyasal maddeler, sigara, alkol, estrojen, ısı, elektromanyetik enerji ve 2 radyasyon, üreme sistemi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle, suçlanmaya başlanmıştır. Maruz kalınan maddenin cinsi yanında maruz kalma süresi ve şekli bu faktörlerin üreme sağlığına olan etkilerini belirlemektedir. Söz konusu kimyasallar cinslerine, etkilenim süre ve şiddetlerine göre erkek ve/veya kadın üreme sisteminde olumsuz etkiler oluşturabilirler.


Eser elementlerin vücuttaki düzeylerinde artış, azalma veya oranlarındaki değişmelerin bazı hastalıkların etyopatogenezinde, seyrinde, tedaviden alınan cevabın değerlendirilmesinde ve prognozunda önemli olduğu düşünülmektedir. Bu eser elementlerden bazılarının üreme sistemi üzerinde toksik, bazılarının da üreme sistemi için olumlu ve yararlı etkileri olduğu yönünde araştırma sonuçları yayınlanmıştır Gelişen embriyo ve fetus intrauterin çevredeki değişikliklere oldukça duyarlıdır. Prenatal ve erken postnatal hayatta kimyasallara maruziyet erişkin yaşamında hastalıklara yatkınlık oluşturabilecek gen ekspresyonlarına neden olur.(8). Çevresel etkilerin infertilite üzerine etkisi tamamen bilinmemektedir. Subfertiliteye neden olan çevresel faktörler ve yaşam tarzı, genetik nedenlerin aksine tedavi edilebilir ve önlem alınabilir etkenlerdir. Besin maddeleri ile alınan çinko ve B.vitaminlerinin spermatozoa ve oosit üretimindeki DNA sentezinde önemli yeri olduğu saptanmıştır.

Antalya da En iyi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ödülünü aldım.


5. Düzenlenen Altın Çerçeve ödül töreninde ödüller sahiplerini buldu, En İyilerin seçildiği gecede Op. Dr. Halil Ilgın'da ödüle layik görüldü...



%100 GİZLİLİK


GİZLİLİK BİLDİRİMİ


Antalya kliniğimize başvurma sebebiniz ve kişisel bilgileriniz yasal haklarınız kapsamında (T.C. Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliği R.G. 01.08.1998, 23420) tamamen gizli tutulacaktır.


Başka şahıslara kişisel bilgileriniz, hastalığınız ve tedaviniz hakkında bilgi verilmez.

Bilgi Almak için Arayın